MGS 5 The Phantom Pain İnceleme

Sene 1998, daha çok genç yaşlardayım ve elimin altında PlayStation 1 var. O zamanlar için PlayStation 1?de ne görsek; ?Oooo? Grafiklere bak be!? diyoruz. Daha böyle Unreal Engine 4?ler, CryENGINE?ler falan yok elbette. O yıllardan unutamayacağım çok ender oyunlar vardır; Final Fantasy VIII, Syphon Filter, Spider-Man, Crash Team Racing ve Street Fighter Alpha 3? elbette bu liste böyle uzar gider ama nedense bu oyunlar aklımda yer etmiştir. Bu listede söylemediğim bir oyun daha vardı aslında, oynalanların asla unutamayacağı bir oyun, bizleri Gizlilik – Aksiyon oyun türüyle tanıştıran bir baş yapıt; Metal Gear Solid. Aslında bu efsanenin başlangıcı 1987 yılındaki Metal Gear?a kadar dayanıyor ama elbette o zamanlar o oyunu Türkiye?de oynayabilecek kaç şanslı kişi vardı?

Gizlilik – Aksiyon türündeki yapımlar her oyuncuya gelmez. Zordur, sabır ve belli bir seviye de İngilizce ister. Özellikle ülkemizde bu türe hayran olan insan sayısı ise, yeni nesilde neredeyse yok denilebilecek kadar az durumda. Türe ait en başarılı serileri; Metal Gear, Hitman, Thief ve Splinter Cell serisi olarak sıralamamız yanlış olmayacaktır. Elbette bu türe ait olan daha fazla yapım vardır ama şuan aklıma gelecek kadar kült olmuş yapımlar bu yazdıklarımdan ibarettir. Bir görevi en yüksek başarı ile tamamlamak için saatlerce uğraşırsınız, her zaman silahınızı çekip etrafa sıka sıka gitme şansınız vardır ama bunu kullamazsınız. Çünkü siz bu göreve gönderilmiş bir ajansınızdır ya da suikastçısınızdır, öyle ortalığı ayağa kaldırarak ilerlemek sizin işiniz değildir. Görevin sonuna doğru yapacağınız en ufak bir hata oyun zevkinizi kaçırır ve yeri gelir tüm görevi sıfırdan yapmaya başlarsınız.

1111

İşte bizlere tüm bu duyguları sunan yapımdır Metal Gear serisi. Hideo Kojima önderliğinde yaratılan bu devasa, karmaşık dünya günümüze kadar halen içerisinde pek çok gizemi, karmaşayı barındırmaktadır. Hikaye olarak baktığımızda, Metal Gear oyunları gerçekten arap saçı tabirinin karşılığıdır da diyebiliriz. Karakterler, bu karakterlerin birbirlerine olan bağlantıları, altta yatan sır perdeleri, oyunların her birinin hikayesi ve bu hikayelerin aslında bir şekilde birbirlerine olan bağlantısı derken, serinin içerisinde kaybolur gidersiniz. Tam bu noktada, internet ve dergi kaynaklarından medet umarsınız ama bunlar işinizi kolaylaştıracağına sizi daha da zora sokar, kafanız tamamen allak bullak olur. Hele birde o yıllarda internetin bu kadar aktif olmadığını, oyun sitelerinin oldukça az ve bu tür bilgilerin paylaşımının da bir o kadar az olduğunu düşünürsek, vay oyuncuların haline?

Şimdi isterseniz öncelikle sırasıyla tüm Metal Gear oyunlarını bir listeleyelim.

  • Metal Gear (1987)
  • Snake?s Revenge (1990)
  • Metal Gear 2: Solid Snake (1990)
  • Metal Gear Solid (1998)
  • Metal Gear: Ghost Babel (2000)
  • Metal Gear Solid 2: Sons of Liberity (2001)
  • Metal Gear Solid: The Twin Snakes (2004)
  • Metal Gear Solid 3: Snake Eater (2004)
  • Metal Gear Acid (2004)
  • Metal Gear Acid 2 (2005)
  • Metal Gear Solid: Portable Ops (2006)
  • Metal Gear Solid: Portable Ops Plus (2007)
  • Metal Gear Solid Mobile (2008)
  • Metal Gear Solid 4: Guns of the Patriots (2008)
  • Metal Gear Online (2008)
  • Metal Gear Solid Touch (2009)
  • Metal Gear Solid: Peace Walker (2010)
  • Metal Gear Arcade (2010)
  • Metal Gear Solid: Social Ops (2012)
  • Metal Gear Rising: Revengeance (2013)
  • Metal Gear Solid V: Ground Zeroes (2014)

ve elbette bu listenin son oyunuysa kısa bir süre önce PC, PS4, PS3, Xbox One ve Xbox 360 platformları için piyasaya sürülen Metal Gear Solid V: The Phantom Pain oluyor.

Tüm bu oyunların arkasında bulunan çılgın ve yaratıcı beyin ise Hideo Kojima?dan başkasına ait değil. Hideo Kojima?yı özellikle son dönemlerde Konami ile yaşadığı problemlerden dolayı tanımayan bir oyuncu kaldığını sanmıyorum. Bildiğiniz gibi MGS V: The Phantom Pain geliştirme aşaması sonlara ulaştığı sırada, Kojima Konami ile yollarını ayırmıştı. Bu nedenle diğer bir efsane potansiyeli olan Silent Hills projesi de rafa kaldırılmış oldu?

Dilerseniz artık yavaş yavaş MGS V: The Phantom Pain incelemesine başlayalım.

6

Naked Snake?den Big Boss?a bir efsanenin yaratılışı

Sizlere yapımın hikayesini çok fazla açık etmeden anlatmaya çalışacağım. Öncelikle karakterimiz Naked Snake, MGS 3: Snake Eater?da yaşadığı bazı olayların sonunda Big Boss rütbesine erişir ve bundan sonra ona Boss ya da Big Boss adıyla hitap edilmeye başlanır. Daha sonrasında ise MGS: Peace Walker ile maceramız devam eder ve MGS V: The Phantom Pain?den bir önceki durak ise MGS V: Ground Zeroes olur. MGS V: Ground Zeroes aslında büyük çapta bir oyundan ziyade, hikayenin boşluklarını tamamlayan oldukça kısa bir oyundu. Burada MGS V: The Phantom Pain?de uyandığımız hastane sahnesinden önce neler olduğunu ve neden uzun bir süredir komada olduğumuzu anlamamız sağlanıyordu.

Size ne geçmiş oyunlardan, ne de MGS V: The Phantom Pain?den daha fazla şey anlatmak istemiyorum, bunun en önemli noktası ise hikayenin tadını kaçırmamak istemem. Gerçi burada anlatılacak türden bir hikaye de söz konusu değil, bahsettiğim gibi Metal Gear serisi her zaman karmaşık bir hikaye döngüsünü sahiptir. Bu hikayeyi ne ben sizlere tam bir şekilde anlatabilirim, ne de bunu anlatmaya sayfalar yeter. Fakat hazırlamış olduğumuz bu video, en azından ?Big Boss kimdir?? sorusunun yanıtını almanızı sağlayacaktır.

Uyarı: MGS V: The Phantom Pain, diğer Metal Gear oyunlarında da olduğu gibi hikaye ve gizlilik ağırlıklı bir yapımdır. Bu nedenle bazı oyunculara ağır gelebilir.

Not: Günlerdir bu incelemeyi nasıl hazırlayacağımız düşünüp duruyorum. MGS V: The Phantom Pain o kadar detaylı bir oyun ki tüm içerikleri sizlere eksiksiz bir şekilde anlatmam neredeyse imkansız diyebilirim. Bu incelemede de sizlere şu ana kadar sahip olduğum tüm birikimi, elimden geldiğince tüm detaylarıyla anlatmaya çalışacağım.

2222

Oyuna başladıktan sonra, o meşhur bir buçuk saatlik hastane sahnesinin ardından, Big Boss yavaş yavaş kendine gelmeye başlıyor ve aradan geçen kısa bir süreden sonra kendimizi Ocelot ile birlikte Kâbil / Afganistan?da buluyoruz. Burada olma nedenimiz ise daha önce tanıtım videolarında da sık sık gördüğümüz gibi Kazuhira Miller isimli ortağımı kurtarmak.

Madem buraya girdik hemen yapımın haritasından bahsetmeye başlayayım. Oyun daha önceki Meta Gear oyunlarından farklı olarak, tamamen açık dünya bir yapıda tasarlanmış durumda. Oyunculara oldukça büyük bir şekilde sunulan Afganistan haritasında yapacağınız ana ve yan görevlerin sınırı yok diyebilirim. Elbette bunlarla da sınırlı kalmayan yapım, size toplanabilir pek çok özel eşya ve ekipmanı da beraberinde getiriyor. Bir süre sonra kendinizi görevin ortasında sağda solda çiçekleri, böcekleri toplarken bulmanız an meselesi oluyor.

Afganistan gerçekten dolu dolu bir harita olarak tasarlanmış. Haritaya adımınızı attığınız ilk anda yapımın atmosferine çekildiğinizi hissediyorsunuz. Aynı zamanda tamamen gerçek zamanlı olan yapımda, görevlere başlamadan önce istediğiniz saati (06:00 – 18:00) seçebiliyor ya da bunu görevler esnasında da dijital puronuzu tüttürürken sarabiliyorsunuz. Oyunda o kadar çok detay var ki konu ne zaman buraya geldi bilemiyorum ama bu incelemeyi yapmak gerçekten oldukça güç bir hal almaya başladı…  Tamam, haritadan bahsediyorduk. Evet, bahsettiğim gibi Afganistan haritası eğer size dar gelir yeni bir şeyler aramaya başlarsanız, tam burada yapımın ikinci devasa hariyası devreye giriyor; Zaire / Afrika. Bahsetmiş olduğum tüm içerikler ve daha fazlası Afrika?da da sizleri bekliyor olacak.

MGS V: The Phantom Pain? sadece ana görevleriyle bile çok uzun bir oyun. Benim diyen RPG oyunlarına bile taş çıkartacak uzunluğa sahip yapımı, gizlilik unsurlarıyla birlikte bitirmek istiyorsanız en az bir 40 – 50 saatinizi gözden çıkartmalısınız. Bunun yanında ben yan görevleri, tüm geliştirmeleri ve hatta toplanabilir her şeyi de tamamlamak istiyorum derseniz, 100 – 150 saatinize elvede diyebillirsiniz.

1

Görevler, görevler ve görevler

Bu kısımda yapımın görevlerinden biraz bahsetmek oldukça doğru olacaktır diye düşünüyorum.

Öncelikle ana ve yan görevlerin hikaye için gerçekten önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Ayrıca bir kez daha Metal Gear oyunlarının hikaye odaklı olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Fakat bu oyunda farklı olarak, serinin eski oyunlarında olduğu kadar çok sinematik sahne sizleri beklemiyor ve yine aynı şekilde sık sık yaşayacağınız telsiz konuşmaları da MGS V: The Phantom Pain?de yer almıyor. Bunun yerine hikayeyi ve görevleri sahip olduğunuz / topladığınız kasetleri dinleyerek tamamlıyorsunuz. Bunun maalesef kötü bir yanı da var, yapımda Big Boss?un sesini çok fazla duyamıyorsunuz.

MGS V: The Phantom Pain?de her açık dünya oyunda olduğu gibi pek çok görev bizleri bekliyor. Ana görevlerin dışında, çok daha fazla yan görev de yapımda bizleri bekliyor. Hatta bu yan görevlerde yine kendi içelerinde ikiye ayrılıyor diyebiliriz. İsteğe bağlı olarak yapabileceğiniz yan görevlerin dışında önemli yan görevlerinizi de görev seçim ekranından oldukça basit bir şekilde görüntüleye biliyorsunuz. Burada hatırlatmak isteiğim önemli bir nokta var, yan görevleri elinizden geldiğince tamamlamak daha sonraki ana görevlerinizde size çoğu zaman yardımcı olacaktır. Tüm bu görevlerin ve hikayelerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu sakın unutmayın.

Ana görev, yan görev derken yapımda bulunan diğer bir görev çeşidine geliyor sıra. ?Dispatch Missions? adına sahip sistem ile üssünüze gönderdiğiniz askerlerinizi görevlere yollayabiliyorsunuz. Ayrıca bu görevleri yapımın sunucularına bağlı, online bir hesapla gerçekleştirirseniz kazancınız daha fazla oluyor fakat görevlerin tamamlanma süreleri de bir o kadar artıyor.

44444

Tüm bu görevleri iDroid (iletişim cihazınız) üzerinden basitçe görüntüleyebiliyor ve dilediğiniz görevi aktif hale getirebiliyorsunuz. Parçalara ayrılmış olan Afganistan ve Afrika haritasında bulunduğun parçanın dışında kalan bir parçada bulunan göreve gitmek ya da başka bir ana hikaye görevine gitmek içinse öncelikle helikopterinize dönmeniz gerekiyor. Helikopterinizi haritalarda bulunan belli bölgelere çağırabiliyor ve hava şartları da uygunsa bölgeden ayrılabiliyorsunuz. Peki neden hava şartları da uygunsa dedim? Yapım gerçek zamnalı olduğu gibi çeşitli hava koşullarını da içerisinde barındırıyor. Örneğin; Afganistan?da yaşanılan kum fırtınaları size oldukça zor anlar yaşabiliyor, en azından helikopterinizi çağırma konusunda. Aynı zamanda bu fırtınaları düşmanlarınıza karşı bir avantaj olarak da kullanma şansına sahipsiniz. Unutmayın bu avantaj, tecrübeli askerlere pek sökmüyor.

Helikopterinize ulaştığınız zaman sonunda rahat bir nefes alabiliyorsunuz. Her görevin başında helikopterinizdeyken göreve hangi kolasyondan başlamak istediğiniz, görevde yanınıza hangi yardımcıyı almak istediğinizi veya göreve hangi ekipmanlarla girmek istediğinizi basit bir arayüz üzerinden seçebiliyorsunuz. Oyuna yeni başladığınızda çok fazla ekipman seçeneğiniz bulunmayacak ama seviyeniz gelişip, ana hikayeyi biraz takip ettikçe ve elbette yeterli materyale de sahipseniz ana üssünüzden bunları arttırmanız oldukça kolay. Ana üs konusunu ise daha sonra çok daha detaylı bir şekilde zaten inceleyeceğiz. Aynı şekilde yanınıza alabileceğiniz yardımcılarınızda başta sadece D-Horse olarak belirlenmiş durumda, fragmanlarda gördüğünüz o meşhur D-Dog ve Quite isimli hatun için biraz sabır etmeniz gerekecek. Elbette bu sayı sadece  bir kaç tane yardımcıyla sınırlı değil, seçebileceğiniz yardımcı yelpazesi giderek genişliyor ve bir süre sonra kimi seçeceğinizi şaşıracak hale geliyorsunuz.

Bu konuda son olarak ise sıra geliyor ekipman seçimlerine. Ekipman konusunda oldukça ama oldukça geniş bir seçeneğe sahip olan MGS V: The Phantom Pain, sizi kesinlikle tatmin edecektir. Her silaha çeşitli geliştirmeler sağlayabiliyor ve bu sayede tüm ekipmanlarınızı daha iyi hale getirirken, dilediğiniz şekilde de kişiselleştiriyorsunuz. Kişiselleştirme seçenekleri elbette sadece ekipman ve silahlar için geçerli değil, aynı şekilde sahip olduğunuz yardımcılarınızı da görünüm ve ekipman konusunda geliştirebiliyorsunuz.

Burada son olarak belirtebileceğimiz diğer bir önemli nokta ise; istediğiniz ekipman, silah ve yardımcı gibi değişiklikleri görev içerisinde de helikopterinizle olay yerine getirebiliyorsunuz. Bunun için herhangi belli bölgeye de ihtiyaç duymuyorsunuz, dilediğiniz yere ?Supply Drop? çağırabiliyorsunuz. Ayrıca bunu düşmanlarınıza karşı silah olarak da kullanabilirsiniz, bu da benden size ufak bir ipucu olsun.

5

Yapay zeka ve mekanikler önemlidir

Normalde bir oyunun yapay zekasını ayrı bir başlık altında incelemek biraz tuhaf gelebilir ama konu MGS V: The Phantom Pain ise bu durum oldukça normaldir. Şunu kesinlikle söylemeliyim ki yapımda bulunan yapay zekayı daha önce herhangi bir oyunda görmediniz. Düşmanlar sürekli olarak sizi şaşırtacak hareketler sergilemeyi başarıyorlar.

Bir göreve başladığınız zaman, düşmanlarınızın yerleri neredeyse her sefer başka oluyor. Bunun dışında düşmanların görüş mesafesi ise oldukça yüksek, yapacağınız en ufak şüpheli hareket düşmanların dikkatini çekmeyi rahatlıkla başarıyor. Bir düşmanınıza arkasından yavaşça yaklaşırken, düşman göz ucuyla arkasına bakıyor ve ?DIRIT!? reflex mod devreye giriyor. Bu da eğer bölümü A veya S aşamada bitirmek istiyorsanız, o ana kadar yaptığını her şeyin boşa gitmiş olması anlamına geliyor. Yine aynı şekilde düşmanlarınız en ufak sesi duyup, dikkatlerini size yöneltebiliyor ve çok alakasız bir şekilde yer değiştirebiliyorlar. Örneğin; bir görevde düşmanlardan bir kaçını etkisiz hale getirdim ve oldukça sessiz bir şekilde onları sorgulayarak ilerliyorum, koca köydeyim zaten gerilim had safhalarda. Önümde bir düşman var, tam yakaldım derken karşıdan başka bir düşmanın geldiğini gördüm ve direk geri gidip beklemeye başladım. Aradan geçen bir kaç dakikanın ardından orada yaklaşık beş tane asker toplandı birbirlerine günlerinin nasıl geçtiğini anlatmaya başladı ve bu durum bana yaklaşık olarak 15 dakikalık uzayan görev süresine mal oldu. Lakin bu tür şeyler tamamen sizin seçiminize bırakılıyor demek yanlış olmayacaktır. Çünkü böyle bir duruma düşerseniz, uygulayabileceğiniz onlarca farklı seçeneğiniz mevcut durumda.

Yapım açık dünya bir yapıda olduğu için, tüm taktikler size bağlı diyebilirim. Düşmanlarınıza tuzaklar kurabilir, onları sessizce ortadan kaldırabilir ya da direk tankla tüfekle üstlerine koşabilirsiniz. Her şey size ve yanınızda bulunan partnere bağlı durumda. Aynı zamanda yakaladığınız düşmanları da mutlaka sorgulayın, size her zaman mutlaka verecekleri önemli bilgiler olacaktır.

Oyunun genel mekaniklerinde ise daha önceki Metal Gear oyunlarına bağlı kalınmış ve bu mekaniklerin üzerine pek çok yenilik konulmuş. Artık sahip olduğunuz robot kol size oyun boyunca eşlik edecek en büyük yardımcınız, bunu da unutmadan belirtmek isterim. Düşmanlarınızda yakın dövüşe girip onları hızlıca etkisiz hale getirebilir, sahip olduğunuz dikkat dağıtıcı fotoğrafları içerisine saklandığınız kutuya yapıştırabilir, düşmanlarınızı birbirine düşürebilirsiniz. Oyunun dövüş mekanikleri de aynı yapabileceğiniz taktikler gibi oldukça fazla seçeneğe sahip diyebiliriz. Bu dövüş mekaniklerin tümünü anlatmak ise neredeyse imkansız olduğu için size başlıca özellikleri anlatayım.

3333

Bu mekaniklerden ilki kesinlikle benim favorim olan bayıltıcı tabancamız oluyor. Bir kaç geliştirmeyle menzilini ve etkisini arttırabileceğiniz bu silah, sizin vazgeçilmez bir parçanız haline gelecek. Hatta ileride bayıltıcı dartlar fırlatan bir keskin nişancı tüfeğine bile sahip olabiliyorsunuz ki o başlı başına ayrı bir konu.

Gizlilik oyunlarını gerçek anlamda çok sevmemden dolayı, bu oyunlarda hiç bir zaman bir düşmanı öldürmeyi seçmem. Elbette bazı zor durumlarda tüfeğe ihtiyaç duymadım değil? Bu nedenle önüme çıkan her düşmanı sorgulayıp, nefesini keserek uzun bir süre uyumalarını sağladım diyebilirim. Burada ufak bir detaydan bahsetmek istiyorum, düşmanlarınızı bayıltıcı tabancayla vurmanız onları sonsuza dek uyutacak garantisine sahip değil veya yine aynı şekilde düşmanlarınızı yumruklayara / yere vurarak bayıltmanız da kesin bir çözüm olmuyor. Onların uzun bir süre sessiz kalmasınız istiyorsanız, her zaman yakalayıp kendiniz nefeslerini keserek bayıltın.

Dediğim gibi bunlar sadece benim yapım boyunca kullandığım dövüş mekaniklerinden bir kaçı. Çok ama çok daha fazlası oyunda sizin kontrolünüz dahilinde gelişebiliyor.

Açık dünya oyunda elbette tüm haritayı koşarak gitmek olmaz, e her zamanda yanınızda helikopterinizi dolandıracak da değilsiniz. İşte tam bu noktada olaya sahip olduğunuz araçlar ve yardımcılarınız giriyor. Dediğim gibi oyunun başında sahip olduğunuz D-Horse ve benzeri bir kaç binek daha sürekli sizin hizmetinizde, aynı şekilde sahip olduğunuz araçları da görevlerde bir yerden başka bir yere ulaşmak için kullanabiliyorsunuz. Fakat benim şahsi tercihim her zaman D-Horse?dan yana oldu diyebilirim, araç mekanikleri her ne kadar güzel olsa da çok fazla dikkat çektiği için tercih etmiyorum. D-Horse ise kesinlikle aynı bir dünya, bu güne kadar gördüğüm en güzel at kullanım mekanikleri MGS V: The Phantom Pain?de desem sanırım yanlış söylemiş olmam. İçinizde Red Dead Redemption oynamış okurlarımız varsa, onlara Red Dead Redemption?dan çok daha iyi bir at mekaniğinin burada olduğunu söylemem sanırım yeterli olacaktır.

3

Ana üssümüz olmadan asla!

Evet, yapımın belki de en çok zaman harcayacağınız yerlerinden bir tanesi de ana üssünüz olacak. Oyuna başladıktan kısa bir süre sonra inşa etmeye başlayacağınız bu üslerde tüm kontol sizde bulunuyor. Askerlerinizin dizilimi, kamera sistemleri, üssünüzde ekleyeceğiniz yeni platformlar vs. tüm bunlar tamamen size kalmış durumda. Ayrıca tüm bilgileri, tıbbi destekleri, silah ve ekipmanlarınızı da yine buranın sayesinde karşılıyorsunuz, yani ana üssünüz oyunda bulunan her şeyiniz demek.

İlk adım attığınızda oldukça küçük olan bu üs bir süre sonra öyle bir hale geliyor ki içerisinde araçla yol almak bile dakikalar alır hale geliyor. Yeni kuracağınız platformlar sürekli olarak size hizmet veriyor ve daha önceden kurduğunuz platformların yükseltmeleri de hizmetlerinin kalitesini ciddi anlamda yükseltiyor. Tüm bunları yapmak içinse sadece ?GMP? puanına ve gerekli materyallere ihtiyacınız oluyor.

Üssünüzü geliştirme kısmıysa gerçek zamana görev ayarlanmış durumda. Örneğin iletişim platformunu kurmak için gerçek zamanlı olarak bir saatlik bir süreyi beklemeniz gerekiyor. Elbette bu sürede gidip kendi görevlerinize bakabiliyorsunuz ve döndüğünüzde platformuzun kullanıma hazır hale gelmiş oluyor. Genel olarak oyunu daha başarılı bir şekilde oynayabilmek için üssünüzü geliştirmeniz ve sürekli olarak sahip olduğunuz askerleri uzman oldukları alanlara göre dağıtmanız gerekiyor, dilerseniz asker dağıtımını oyun sizin yerinize otomatik bir şekilde de yapabiliyor.

Ana üs hakkında söyleyebileceğimiz önemli son özellik ise, askerlerimizi buraya getirmek ve dağıtımını gerçekleştirmek. Oyunda sahip olduğunuz dürbünün ilk geliştirmesiyle birlikte karşınıza çıkan askerleri incelerseniz hangi alanlardan nasıl bir dereceye sahip olduklarını görebiliyorsunuz. Bu derecelere göre de askerleri ?Fulton? (hava balonu da diyebiliriz) ile ana üssünüze gönderebiliyorsunuz. Oyunda bulacağınız bazı yardımcılarınızı da aynı şekilde ana üssünüze göndermeniz gerekiyor. Fakat burada önemli bir nokta daha var, fulton her zaman hedeflerinizi istediğiniz şekilde ana üsse ulaştıramayabiliyor. Özellikle kötü hava koşullarında hedefin gönderilme şansı oldukça düşüyor ve bu da size oldukça büyük sıkıntılar oluşturabiliyor. Asker ve yardımcıların dışında fulton ile çevrede bulunan ekipmanları, araçları, kargo konteynırlarını da daha sonra kullanmak üzere ana üssünüze gönderebiliyorsunuz. Tabi bu tür ağır şeyleri taşıyabilmesi için fulton?un da geliştirilmesi gerekiyor.

2

Çevrimiçi içerikler

Yapımın çevrimiçi içeriklerine baktığımız zaman, takım ve baskın / savunma şeklinde gruplandırabiliriz. Takım bazlı olan ve ?Metal Gear Online? adına sahip olacak mod şuan için aktif değil, konsollar için Ekim ayının başında aktif hale gelecek modu PC sahipleri ise 2016 Ocak ayına kadar beklemek zorunda kalacaklar. Bu mod hakkında şu ana kadar sadece tek bir video paylaşılmasından dolayı kimsenin pek fazla bilgisi yok ama genel yapı olarak Call of Duty vb. oyunların çevrimiçi modlarına yakın içerikler sunacak.

Diğer mod ise, baskın / savunma olarak incelenebilir. Bu yapımın sunucularına bağlı bir şekilde oynarken karşılaşabileceğiniz bir şey ya da kullanabileceğiniz bir şey. Bu mod sayesinde başka oyuncuların ana üslerine saldırabilir, buradan bulduğunuz ekipmanları, malzemeleri vs. kendi üssünüze gönderebilirsiniz. Elbette bu anlatıldığı kadar kolay bir işlem değil, ana üsleri anlatırken de dediğim gibi sizi bu üslerde düzinelerce asker ve güvenlik önlemleri bekliyor olacak. Ha birde unutmadan, yapay zekanın dışında üssün sahibi de her an size ufak bir sürpriz yapabilir.

Bir tarafın saldırırken diğer tarafın saldırganı durdurup, ya hiç ya da olabildiğince az bir hasarla saldırıyı geçiştirmeye çalıştığı bu mod oldukça eğlenceli olmuş diyebilirim. Lakin ben asıl Metal Gear Online?ı büyük bir heyecanla bekliyorum!

7

Görsellik ve sesler

Yapım görsel olarak ve işitsel olarak adeta bir şaheser olmuş. Karakter modellemelerinin detayı, çevrenin doluluğu ve hava koşulları mükemmel bir şekilde hazırlanmış. Tüm bunların içerisinde birde görsel detaylar eklendiği zaman her şey dört dörtlük bir hale geliyor. Bu detaylara bir kaç örnek göstermek istiyorum. Komadan uyandığınız hastanede, Big Boss?un gerçekten de uzun bir süredir hareket etmediğini çok net bir şekilde anlayabiliyorsunuz. Zayıflamış ve sarkmış kaslar, sürekli olarak kolunuzun veya bacağınızın çıkması gibi ufak detaylar oyuncuyu atmosfere sokmayı kolaylıkla başarıyor. Sıradan bir oyunda değil 9 yıl 20 yıl bile komada kalsanız, o yataktan Sylvester Stallone vücuduyla uyanırdınız, lakin burada öyle bir şey söz konusu değil. Diğer bir ufak detay ise giysilerinizin kırışıklıkları diyebilirim. Üzerinizdeki giysiler tamamen yaptığınız harekete göre kırışıklıkları oluşacak şekilde hazırlanmış, yaptığınız harekete göre değişen bu kumaş efekti kesinlikle muazzam bir detay olmuş diyebilirim.

Yapım görsel konuda bu ve bunun gibi pek çok detayı içerisinde barındırıyor. Daha az önce Afganistan?da gece saatlerinde başladığım bir görevde atımın üzerinde durup ay ışığının çöle düşüşünü izlemeye daldım ve bu nedenle az daha görev başarısızlıkla sonuçlanıyordu.

Sesler ve müzikler de aynı şekilde görsellikten geri kalmıyor ve hatta seviyeyi bir adım daha ileriye taşıyor. Karakterlerin seslendirmeleri, askerlerin kendi aralarında konuşmaları ve atmosfer sesleri gerçekten on numara olmuş. Fakat bunun dışında en önemli nokta elbette ki müzikler? Yapımın müzikleri sanırım daha iyi seçilemezdi. Oyun boyunca bulduğunuz kaset çalarlardan bulduğunuz her bir kasedi toplamak istiyorsunuz, çünkü böylece yapımın daha fazla şarkısına da sahip olmuş oluyorsunuz. Görevlerde çoğu zaman herhangi bir müzik çalmıyor, bu müzikleri tamamen sahip olduğunuz kasetlerden kendiniz seçiyorsunuz. Gerek görev dışında, gerek görevlerde iDroid?iniz üzerinden dilediğiniz şarkıları dinleyebiliyorsunuz. Kesinlikle küçük ama oldukça güzel bir detay.

4

 

[review]