blank

The Culling İnceleme

Bir çoğumuzun izlediği The Hunger Games filminin oyuna uyarlanmış hali diyerek başlasak aslında pekte yanılmış olmayız. The Culling inceleme ile sizlerle birlikteyiz.

The Culling oyunu Xaviant Games tarafından geliştiri ve tabi ki bir çok bağımsız yapımcının en çok sevdiği oyun motorlarından biri olan Unreal Engine kullanıldı. Sizlere oyunu bu yaptı, şu yaptı oyun FPS oyunu falan diyerek sıkmadan gerçek bir inceleme yazmak istiyorum.

The Culling bağımsız yapımcı oyunu olarak erken erişimde bir oyun ve çok başarılı ayrıca beğenilerek on binler tarafından an itibari ile oynanıyor. Şimdi gelelim olaya;
Oyuna girer girmez diğer bir çok oyunun dışında alıştığımız H1Z1 Battle Royal yani şuanki adı ile H1Z1 King of the Kill arayüzüne benzer sadece oyuna girebildiğiniz ve girmeden bir kaç “PERKS” seçebildiğiniz bir arayüz var.

the-culling-inceleme

Oyundaki bütün mesela zaten bunun üzerinden dönüyor desek yanılmış olmayız. Şahsen oyunu kısa sürede çok fazla zaman geçirerek yani 50+ saat oynayarak sizlerle bu oyunla ilgili incelemede anlatılması gerekenlerin hepsini anlatacağım. Dedik ki mesele PERKS, peki bu perksler ne işimize yarıyor;
Öncelikle oyun tarzınızın olması çok mühim bu oyunda ve tüm Battle Royal oyunlarda olduğu gibi. Sebebine gelecek olursak Perks’lerden alacağınız özellikler ile oyun tarzınızın aynı olması sizlere rakip karşısında büyük bir avantaj sağlayacak. Oyunda yakın silahlar ve mesafe atışı yapabildiğimiz silahlar mevcut ki bunlar ok, tabanca, tüfek gibi. Peki elimizde hiç bir şey olmadan atıldığımız bu oluşturulmuş adada neler bizi bekliyor. Kafadan her oyun karşınızda 16 tane rakip var. Bu ilerde daha yükselir mi yada harita büyütülerek daha farklı modlar getirilir mi henüz onu bilmiyoruz fakat şuan için rakip doğar doğmaz 16 kişi. Perks’lerden seçeceğimiz 3 adet Perks ile daha hızlı koşabilir, sessiz koşabilir ve craft yapabilir, kapıları dolapları daha sessiz açabilir, bıçaklarınız ile rakibe yanaşıp arkadan %40 daha fazla hasar verebilir, ve mızrak sınıfı silahlar ile aynı şekilde, okları daha etkili ve hızlı atabilir, veya daha fazla can değerine yada zırha sahip olabiliyoruz. Perks’lerimiz tamamen bizim oynayış stilimize kalıyormuş demekki.

Detaylı olarak Oyun Rehberleri bölümünde zaten sizlere ara ara oyunla ilgili rehberlerimizi yayınlayacağız ve bu oyunda rakiplerden üstün olmanın yolunu benimle birlikte hep beraber öğrenmiş olacağız. O zaman tüm Perks ve gerekenlerle ilgili bilgileri vereceğim.

the-culling-inceleme-2

Gelelim şimdi oyunun en önemli can alıcı noktasına “Airdrop”. Peki ne işe yarıyor bu airdrop dersek “Drone” aletler ile sizlere belirli noktada silah ve erzak desteği almanızı sağlıyor ki burada oyundaki vazgeçilmez unsur “F.U.N.C.” dediğimiz puanlar devreye giriyor. Airdroplardan devam edelim öncelikle, bu kutular sizlere dronelar ile hemen dakikalar içerisinde oyun tarafından siz çağırmak istediğiniz airdrop puanını toplayıp çağırdıysanız geliyor. İçlerinden sizin oyuna başlamadan ana ekranda yukarıda dediğim gibi Perks’ler ile birlikte seçebileceğiniz Airdrop listeside var. Fakat eğer hiç bir airdrop bu güne kadar açmadı iseniz sadece basit olanları çağırabilirsiniz. Peki bu airdropları nasıl bulacaz da açacağız dersek bunun çözümü oyunun ortasındaki kıyasıya mücadelenin son noktası olan Kavga Ring’inde. Ben adını öyle koydum oyundaki adı öyle değil. Neden diye soracak olursanız sebebi de oyun 25 dakika round halinde oynandığı için dakika 10 olduğunda haritayı daraltmaya başlayan ve eğer ortaya doğru yaklaşmaz isek bizleri öldürecek olan zehirli bir gaz geliyor bkz. H1Z1 King of the Kill. Oyunu ilk alıpta oynamaya başladığınız zamanlar sizlere tavsiyem ortaya gidip oyunun belirli sürelerinde gelen “Bedava Airdrop” şenliğine katılmak. Evet şenlik diyorum sebebi çünkü yeni airdropları öğrenipte oyun başmadan o airdropları ana ekrandayken seçmek isteyen senin gibi benim gibi her arkadaş ortaya koşuyor ve ağzımızı açıp bekliyoruz yeni airdrop gelsin öğrenelim ve diğer el en azından airdrop seçme imkanımız olsun diye.

Airdrop da öğrendikten sonra hemen “F.U.N.C” puanlar ile ilgili kısa bir bilgi vereyim. Oyun içerisinde gezerek, ev ev dolaşarak mesafe kat etmeniz size puan kazandırıyor bu cepte dursun. Bunun dışında yerlerde, ev içerisinde dolaplarda bulabileceğimiz puanlar var bunlar iskelet kemikleri, kafa tası gibi toplayabileceğimiz puanları oluşturuyor. Herkes bu puanlardan topluyor sebebi ne; Airdrop çağırmak. Neden airdrop çağırıyor mızrak ile dalsınlar diyosanız, yok olmaz kardeşim oyun bize airdrop ile silah veriyorken o puanı biriktirip airdrop çağırıp içinden çıkan silahı alıp oyunun birincisi olmak hırsı hepimizde var.

Şimdi ufak tefek hayatta kalma ve neyin ne işe yaradığı ile bilgileri sizlere verdikten sonra gelelim birazcık mekaniklerden bahsedelim.

Oyunun Grafikleri

Aslına bakacak olursanız bağımsız bir yapımcının elinden çıkıpta, erken erişim sürecinde hataları çok az olan çok nadir oyun buluruz ki bunlardan birisi kesinlikle The Culling. Grafiklerde tabi ki hatalar var. Fakat şu hali ile bile bu kadar ucuza satılan bir oyun için bu grafik yeterince fazla. Oyunun grafik ayarlarında öylesine güzel bir optimizasyon var ki oyunu çok yüksek seviye bilgisayarlar ile güzel grafiklerde oynarken eskimiş bilgisayarlar ile grafikleride düşürüp gayet güzel oynayabiliyorsunuz. Bu bağımsız bir yapım için oldukça artı bir puan getiriyor. Işık süzmeleri gayet güzel yapılmış, yeşillik alanın ve otların grafikleri oyuna çok iyi yedirilmiş ki sizlerde farkedeceksiniz, yüksek çalıların içerisine biraz kamuflaj bir tarzda kıyafet ile saklandığınızda gerçekten görünmüyorsunuz. Yani kısaca oyunun grafikleri bu oyun için gayet yeterli erken erişim süreci boyunca böyle kalması gayet normal karşılanmalı ve hiç değişiklik yapılmasa bile bu oyun için yeterli. Eksikleri olarak söyleyeceğim bazı şeyleride söylemeden geçmeyeceğim su detayları kötü, Suya doğru vurduğunuzda veya ateş edildiğinde sudan çıkan efektler çok iyi yapılmamış. Fakat su dalgalanmaları ve suyun üzerinde koşarken ki detaylar güzel yedirilmiş.

the-culling-inceleme-3

Bunlardan bahsetmişken oyunun önemli ve sizi hayatta kalmanızı sağlayacak bir diğer unsur ise oyunun sesleri. Okumaya devam edin…

Oyunun Sesleri

The Culling oyununda sesin çok önemi var yine aynı şeyi söylemiş gibi olacağım ama diğer Battle Royal oyunlarında olduğu gibi. Çünkü rakibinizin nereden geldiğini yaklaşıp yaklaşmadığını anlayabilmenizin iki yolu var. Birinci yol oyun içerisinde “Man Tracker” adı verilen ve benim “Keklik sayacı” diye adlandırdığım alet. Bu alet sizlere rakibinizin hangi yönde ve size kaç metre uzaklıkta olduğunu gösteriyor. Ancak eğer oyuna keklik sayacı ile başlamadıysanız ( Perks’lerden seçebiliyorsunuz), ben 3 tane hakkım olan perkslerden bir tanesini buna harcamak istemiyorum oyun içerisinde bulurum diyorsanız ikinci yol önemli olmuş oluyor ki buda ses. Rakibin eğer sessizlik özelliğini açmadıysa suda yürürken ne kadar fazla ses yaparak yürüdüğü duyabiliyor ona tuzaklar kurabiliyorsunuz. Hatta bazen takip edip onu bilgisayar başında şöyle hop diye sandalyeden zıplata biliyorsunuz ki sebebi arkadan yanaşıpta elinizdeki silah ile vurduğunuz anda çıkan sesi rakipte duyuyorsa biraz ürkütücü olabiliyor. Aman dikkat edin oyunda hayatta kalmak istiyorsanız arkanızı kollayın. Neyse sesleri konuşuyorduk, The Culling sesleri gayet güzel yedirilmiş oyuna. Haritanın öbür ucundan ateş eden arkadaşımızı duyabiliyoruz ve böylece ne ile ateş ettiğini bile anlayabiliyoruz. Silahların detaylı şekilde sesleri ayrı ayrı uğraşılmış. Örnek verecek olursak bazen kaçarken arkamdan gelen ekibin elindeki silahı anlayabiliyorum. Sizlerde bir süre oynadıktan sonra gayet rahat bir şekilde anlayacaksınız. Dememiz o ki sesleri de iyi.

Ne Kötü ?

Peki bu oyunun neyi kötü diye aklınıza geliyor değil mi evet. Animasyonlar diyerek çat diye noktayı koyuyorum. Oyunun animasyonları kötü. Üzerinde çok daha fazla uğraşılmalı çünkü rakipler ve sizde rakiplere öyle görünüyorsunuz, gerçekten kazık yutmuş gibi yürüyorlar. Yani oyun içerisindeki karakterlerin hepsinin bir kazık yutmuşluğu var. Hatta havaya bakarak yürüyen bir kaç kişiyi gördüğünüzde gerçekten gülmeye başlayabilirsiniz. Sadece yürüme animasyonları mı kötü hayır. Bazı craft animasyonları da kötü. Özellikle elinizde eğer bir silah varsa resmen karakterin böyle odun gibi silahı tuttuğunu göreceksiniz. Animasyonlardan sadece bazıları iyi bunları ok atmayı sayabiliriz ve yakın dövüş silahları ile vuruş animasyonları güzel. Onun dışında erken erişim süreci boyunca kesinlikle üzerinde durulmalı.

Ayrıca binalarda 3 çeşit dolap var. Bunlardan bir tanesi iki kapaklı dolap, diğeri tek kapaklı bir dolap ve diğeri ise beyaz iki kapaklı dolap. Hangi eve girerseniz girin bu 3 tane dolapları göreceksiniz ve bunları açacaksınız. Bir yerden sonra o dolaplar gerçekten insanı sinir ediyor. İnsan şuraya farklı bir dolap, kutu ne bileyim başka bir şey koyar arkadaş… Koy 1 tane masa onun üstüne koy eşyayı.

Onun dışında harita uçsuz bucaksız değil tabi ki aslında bakarsanız büyük bile sayılmaz. Kıyaslama yapacak olursa H1Z1 King of the Kill haritası bunun 4 katı diyebiliriz. Haritanın böyle daha ufak olması da aslında bir yandan güzel neden derseniz çünkü başlar başlamaz aksiyonun içindeyiz 100 metre sonra önünüzde bir rakip birşey araştırıyor olabilir yada size bir tuzak bile kurmuş olabilir çoktan. O yüzden nefes nefese başladığımız oyunda her anınızda nefes nefese geçiyor.

[review]