LoL Yeni Hero Taliyah – Daldaki Kuş

LoL Yeni Hero Taliyah

Taliyah alt dudağını ısırdı. Sandalyesinde heyecanla etrafına bakıyor, yerinde duramıyordu. Bir handa oturuyorlardı, gecenin geç bir saatiydi ve masaların çoğu boştu. İnsanların arasında bulunmayalı çok uzun zaman olmuştu. Asık suratlı yoldaşına baktı. Artık öğretmeni olan adam özellikle karanlık bir köşeye oturmak istemişti. Bu ücra handa yemek yemeyi kabul ettiğinden beri suratı beş karıştı.

Etrafı süzüp buradaki herhangi bir yabancıdan farkı olmadığını anlayınca, biraz daha rahatlayıp gölgelerin içinde ortama alışmıştı. Sırtını duvara vermişti ve elinde içeceği vardı. Dikkatini dağıtacak bir şey kalmadığı için uyanık gözleri Taliyah’ya döndü.

”Odaklanmalısın,” dedi. ”Tereddüte yer yok.”

Taliyah, fincanın dibinde dönüp dolaşan yaprakları inceledi. Bugünün dersi oldukça zordu. Çok iyi gitmemişti. Dersin sonunda ikisinin de kıyafetleri toz toprak içinde kalmıştı.

”Dikkatini dağıttığın an her şeyi tehlikeye atarsın,” dedi.

”Birine zarar verebilirim,” derken Taliyah karşısındaki adamın boynuna sarılı pelerindeki yırtığa baktı. Kendi kıyafetleri de çok iyi durumda değildi. Yeni ceketini ve eteğini inceledi. Hancının eşi ona acımış ve önceden orada kalmış bir misafirin geride bıraktığı kıyafetleri hediye etmişti. Ionia tasarımı giysilerin uzun kollarına alışmak zaman alacaktı. Ancak kumaşı sağlam ve iyi dokunmuştu. Onca yolculuk yüzünden solmuş olan gömleğini atmamıştı. Yuvasından kalan son hatıradan vazgeçmeye niyeti yoktu.

”Tamiri mümkün olmayan bir şey olmadı. Ustalık alıştırma yaptıkça gelir. Çok daha iyisini yapabilirsin. Ne kadar ilerleme kaydettiğini unutma.”

”Ama… ya başaramazsam?” diye sordu.

Hanın uzak köşesindeki kapının açılma sesi gelince adamın gözleri o yöne kaydı. İki tüccar dışarının tozlarını silkeleyerek içeri girdi. Hancı, yeni misafirleri Taliyah ve adama yakın olan boş masalara buyur etti. Tüccarlardan biri onlara doğru yürürken diğeri içeceğini almak için bekliyordu.

”Herkes başarısız olur,” dedi Taliyah’nın yoldaşı. Yüzünde genel sakin hâline uymayan gergin bir ifade göründü. ”Başarısızlık, akan zaman içinde sadece bir andır. Durmamalısın. Bu da geçer.”

Tüccarlardan biri Taliyah’nın yakınındaki bir masaya oturup kızı süzmeye başladı. Gözleri önce gömleğine sonra üzerindeki altının parıltısına ve sonunda saçındaki taşa takıldı.

”O Shurima işi mi?”

Taliyah elinden geldiğince tüccarı görmezden gelir gibi yaptı. Kızın yoldaşının keskin ve sakıngan bakışlarını görüp durumu bir kahkahayla geçiştirdi.

”Zamanında çok nadirdi onlar,” dedi tüccar.

Kız ellerine boş boş bakıyordu.

”E tabi sizin kayıp şehriniz tekrar yükseldiğinden beri alelâde bir parça oldu.”

Taliyah kafasını kaldırdı. ”Ne?”

”Duyduğuma göre nehirler de ters akıyormuş.” derken ellerini dalga geçercesine salladı. Kendisinden uzakta yaşayan bu halkı hakir gördüğü belliydi. ”Sizin kuşbaşı tanrınız mezardan döndüğü için oluyormuş bunlar hep.”

”Kim olduğu beni ilgilendirilmez. Ticaretimize engel oluyor.” İkinci tüccar da sohbete katılmıştı. ”Söylenene göre halkını toplayacakmış, kölelerini filan bir araya getiriyormuş.”

”Orada olmadığın iyi olmuş genç kız,” diye ekledi birinci tüccar.

İkinci tüccar bardağından kafasını kaldırıp birden Taliyah’nın yoldaşını fark etti. ”Seni gözüm bir yerden ısırıyor,” dedi. ”Senin yüzünü önceden görmüştüm.”

Ardından hanın kapısı tekrar açıldı. Bir grup muhafız içeri girip etrafı süzdü. Komutanları olduğu belli olan ortadaki muhafız köşede oturan kızı ve yoldaşını gördü. Birkaç misafirin masalarından kalkıp çıkışlara doğru yöneldiğini gören Taliyah’nın içinde sessiz bir panik yükseliyordu. Tüccarlar bile kalkıp gitmişti.

Komutan boş taburelerin arasından geçerek onlardan bir kılıç boyu uzakta durdu.

”Katil,” dedi.

LoL Yeni Hero Taliyah

”Demek burada saklanıyordun,” dedi kaptan. ”İçtiğin şeyin tadını çıkar çünkü bu son içkin olacak.”

Taliyah ayağa kalktı ve hemen yanında kınından çekilen çeliğin fısıltısını duydu. Öğretmenine dönüp baktı ve gözlerini muhafızlara dikmiş olduğunu gördü.

”Bu Yasuo denen adam…” dedi kaptan tükürerek. ”bir köy Bilgesinin cinayetinden suçludur. Bu suçun cezası da idamdır. Görüldüğü yerde cezası verilecektir.”

Muhafızlardan biri yaylı tüfeğini kaldırdı. Başka bir muhafız da büyük bir yaya okunu yükledi. Yay neredeyse kızın boyundaydı.

”İdam?” dedi Yasuo. ”Deneyin bakalım.”

”Durun,” diye bağırdı Taliyah. Daha kelime ağzından çıkmadan bir tetiğin çekildiğini ve bir okun fırlama sesini duydu. Ardından kaşla göz arasında hanı ani bir esinti sardı. Bu şiddetli rüzgârın kaynağı yanında duran adamdı. Birden masalardaki terk edilmiş bardaklar, çatal bıçaklar havaya uçuştu. Sonra hareket halindeki oklara ulaşıp onları havada ikiye kırdı. Okların parçaları yere düşüp çatırdadı.

Daha fazla muhafız içeri doluştu. Kılıçları çoktan çekilmişti. Taliyah’nın yerden çektiği sivri taşların her biri patlarcasına zeminden fırladı.

Yasuo, odanın içinde hapsolmuş askerlerin arasından kaydı. Etraflarında bir rüzgâr gibi esip geçen ve bir yıldırım gibi kıvrılan kılıcın darbelerini engellemek için silahlarını kaldırdılar. Çok geç kalmışlardı. Yasuo’nun kılıcı çoktan hepsini delip geçmiş ardından kırmızı bir girdap takip etmişti. Onu yakalamaya gelen bütün adamlar yere serilince Yasuo durdu. Nefesi ağır ve keskindi. Kız ile gözleri buluştu, konuşmaya başlayacaktı.

Taliyah onu uyarmak için elini kaldırdı. Tam arkasında muhafızların komutanı çıldırmış gözleri ve yamuk gülümsemesiyle yükseliyordu. Kılıcının kana bulanmış kabzasını iki eliyle tutmuştu.

”Uzak dur ondan!” derken Taliyah hanın taşlı zeminini yukarı doğru çekti. Yerden taşlar fışkırıyor komutanı yukarı taşıyordu.

Komutanın vücudu yukarı fırladığında Yasuo da doğru anı yakalayıp üç soğuk kılıç darbesi indirdi. Komutanın bedeni yere yuvarlanmıştı ve hareketsizdi.

Dışardan başka bağırışlar duyuldu. ”Gitmemiz gerek. Şimdi,” dedi Yasuo kıza bakarak. ”Yapabilirsin. Tereddüt etme.”

Taliyah onaylayarak başını salladı. Yeryüzü gürlemeye başladı; sesler duvarları ve sazdan yapılma çatıyı titretiyordu. Kız yerin altından gelen ve durmadan çoğalan güce hakim olmaya çalışıyordu. Aklında bir görüntü canlanmıştı. Annesini görüyordu. Annesi bir yandan şarkı söylüyor, bir yandan ham bir kumaşa dikişler atıyordu. Ellerinin süratli hareketleri seçilemiyor; muntazam ilmikleri sanki parmaklarının ucundan fışkırıyordu.

Bulundukları hanın zemininden fışkıran kayalar dev kavisli şeritler hâlinde akmaya başlamıştı. Taş sütunlar kıvrılarak yerin içine girip çıkan bir dalga gibi kendi kendilerini dokuyordu. Taliyah yerin yükseldiğini ve kendisini karanlık geceye doğru taşımaya başladığını hissetti. Hemen peşindeki rüzgâr da Yasuo’ydu.